PDR Uzmanı Özer: LGS sınavı, YKS gibi tekrardan telafisi olacak bir sınav değildir
Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmeni Ersin Özer, LGS'ye kalan son 30 günde uygulanması gerekenler hakkında konuşarak, sınav sürecinde hem akademik hazırlığın hem de psikolojik dayanıklılığın belirleyici olduğunu vurguladı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 13 Haziran'da yapılacak Liselere Geçiş Sistemi (LGS) için son aya girildi. Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmeni Ersin Özer, sınava girecek öğrencilerin kalan süreçte yapması gerekenler ve ebeveynlere düşen görevler hakkında İLKHA mikrofonuna önemli açıklamalarda bulundu.
Özer, LGS'nin YKS gibi tekrardan telafisi olacak bir sınav olmadığını belirterek, öğrencinin yıl içerisinde yeteri kadar hazırlandığı takdirde çalışmalarının karşılığı olarak iyi bir liseye yerleşebileceğini kaydetti.
Özer, kalan süreçte hataları düzeltmek ve başarılı olmak için haziran ayına kadar düzenli, planlı ve programlı şekilde ders çalışılması, eksiklerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Özer, özellikle paragraf soruları ve matematik konularına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini belirtti.
"Haziran ayına kadar düzenli, planlı ve programlı şekilde ders çalışılması gerekir"
LGS'ye son haftalarda öğrencilerin en çok yaptığı hatalar ve bu süreçte uygulanması gereken çalışma programı hakkında konuşan Özer, "Bilindiği üzere LGS önemli bir sınavdır. YKS gibi tekrardan telafisi olacak bir sınav değildir. Öğrenci yıl içerisinde ne kadar iyi hazırlanmışsa, bunun karşılığında iyi bir yüzdelik dilime ve iyi bir liseye yerleşmesi mümkündür. Son zamanlarda yapılan eksikliklere bakacak olursak, öğrenciler eksiklerini yetiştirme derdine giriyor, düzensiz şekilde ders çalışıyor, bir yandan da yeni konu öğrenme telaşına kapılıyor. Deneme sınavlarına girdiklerinde özellikle son zamanlarda dershanelerde ve okullarda yapılan seri denemelerde, sonuçlarda dalgalanmalar yaşanabiliyor. Öğrencilerin yaptığı en büyük hatalardan biri, her deneme sonrası analiz yapmamaları, hangi konularda eksik olduklarını görmemeleri ve bu eksiklikleri gidermek için herhangi bir çalışma yapmamalarıdır. Denemelerde bazı netlerin yüksek, bazılarının düşük gelmesi gayet doğaldır. Bu tür dalgalanmalar yaşanabilir. Bu süreçte hataları düzeltmek ve başarılı olmak için öğrencinin, yılın başından haziran ayına kadar düzenli, planlı ve programlı şekilde ders çalışması gerekir. Eksiklerini gözden geçirmelidir. Özellikle paragraf soruları ve matematik konularına çok daha fazla ağırlık verilmelidir. Çünkü bu alanlar LGS sınavlarında büyük öneme sahiptir." dedi.
"Kaygının en uygun hali orta düzeydedir, öğrenciyi harekete geçirir ve çalışmaya teşvik eder"
Özer, sınav kaygısı yaşayan öğrenciler için ailelere ve öğrencilere önerilerde bulunarek, "Kaygı tamamen yok edilebilecek bir duygu değildir. Yüzde 100 bir öğrencide ya da herhangi bir bireyde kaygının olmadığını kesinlikle söyleyemeyiz. Kaygı gayet doğal bir duygudur. Ancak üst düzeyde kaygı ve stres, sınav öncesinde veya sınav esnasında öğrencinin bildiklerini unutmasına, hatta doğru bildiği soruları bile yanlış cevaplamasına yol açabilir. Kaygının en uygun hali orta düzeyde olmasıdır; bu durum öğrenciyi harekete geçirir ve çalışmaya teşvik eder. Kaygının önüne geçmek için öğrencinin yıl boyunca hedeflerine odaklanması gerekir. Yaptığı çalışmalarla ilgili 'ben yapabiliyorum', 'çalışmalarımı düzenli şekilde yürütebiliyorum' gibi olumlu içsel konuşmalar yaparak kendi kaygısını kontrol altına alabilir. Bunun yanında nefes egzersizleri yapmak, yürüyüşlere çıkmak da faydalı olacaktır. Bu süreçte en önemli konulardan biri de ailenin çocuğa desteğidir. Hem maddi hem manevi olarak yanında olmak, sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar." şeklinde belirtti.
Sınav günlerine doğru öğrencinin yakalaması gereken motivasyon hakkında konuşan Özer, "Öğrencilerin motivasyonu yakalayabilmesi için öncelikle her gün düzenli, planlı ve programlı ders çalışmaları gerekir. Bu konuda ebeveynlere de büyük sorumluluklar düşüyor. Öncelikle çocuklarını başka bireylerle kıyaslamamaları, sadece manevi olarak yanlarında durmaları bile öğrencinin motivasyonunun yükselmesine neden olacaktır. Elbette öğrencinin de kendisiyle ilgili olumlu düşünmesi, süreci daha sağlıklı ve başarılı geçirmesini sağlayacaktır. Eğer öğrencide çok fazla kaygı ve stres varsa, bu konuda uzmanlardan destek alınabilir." dedi.
"Sosyal medyada geçirilen gereksiz vakit büyük bir dezavantajdır"
Sınav sürecinde sosyal medya, telefon ve tablet kullanımının öğrenci üzerindeki etkisine dikkat çeken Özer, şunları kaydetti:
"Sınav sürecinde sosyal medya, telefon ve tablet kullanımını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak öğrenciler ve ebeveynler bu kullanımı kontrollü ve denetimli hale getirdiklerinde, bu araçlar öğrenciler için faydalı bile olabilir. Fakat öğrenci bu araçları gereğinden fazla kullanırsa, bu durum mevcut akademik başarısının düşmesine neden olabilir. Bu süreçte telefon, tablet gibi cihazların kullanımına kesinlikle dikkat edilmesi gerekir. Sosyal medyada geçirilen gereksiz vakit onlar için büyük bir dezavantajdır. Bunu avantaja çevirebilmek için öncelikle ekran süresini azaltmak gerekmektedir. Önce bu konuda mücadele verilmesi gerekiyor. Daha sonra bireyde var olan beceri ve akademik yetkinlik zaten ortaya çıkacaktır."